Motosiklet Habercileri

Dilek ve Özgür Candar’dan “Bitiremediğimiz Şehir TOKAT”

Dilek ve Özgür Candar’dan “Bitiremediğimiz Şehir TOKAT”
15 Ocak 2020 - 11:21

Amasya’dan yola çıktık. Biz Amasya’da iken takipçilerimizden İladik Kuzu Tandır’ın sahibi Şenol abi, yazdı, çizdi, aradı ve rotamızı Ladik üzerinden yapmamız için çok içten ısrar etti. Kıramadık. Yol biraz uzasa da rotamızı çevirdik. Çok ta iyi yapmışız. Nefis köylerin içerisinden, manzaraları izleye izleye sürdük. Vardığımızda nasıl içten bir adam ile karşılaştık, sanki yıllardır tanıyormuşuz gibi. Ve nasıl güzel bir yere gittik bilemezsiniz. Ladik gölünün dibinde, kendi el emeği ile tamamen ağaçtan yaptığı müthiş bir mekan. Her köşede sizi şaşırtacak başka bir ağaç işçiliği örneği. Üstelik tam bir motorcu dostu Şenol abi. Daha önce de gezginleri ağırlamış. Elleri ile hazırladığı nefis kuzu tandırı da keyifle gömdük, üzerinize afiyet. Ama manda yoğurdu üzerine pekmez tüm yorgunluğumuzu aldı. Yolunuz düşerse mutlaka deneyin. Şenol abi seni unutmayacağız.

Dostlarla Erbaa’da Buluştuk

Şenol abiye elveda demeye hazırlanırken, İzmir’den MyEnduro Motosiklet Kulübü başkanı değerli abimiz Abdurrahman Şensoy aradı.  Erbaa ve Niksar ekibine bilgi vermiş ve bizi beklediklerini söyledi. El mecbur kıramayız. Akşam vakti Erbaa’ya ulaştık. Mustafa Gül karşıladı bizi ve hemen kalacağımız Erbaa Öğretmenevine yerleştirdi. Arkadaşların bizi beklediğini söyleyince tabi onları bekletmemek için hemen eşyalarımızı bırakıp, bekledikleri cafeye gittik. Ne görelim kocaman bir masa, semaver yanmış ve bize “hoşgeldiniz” demek için biraraya gelmiş dostlar. Ne desek az. Erbaa’da oturduğumuz yere MyEnduro Niksar ekibi de katıldık ki, harika sohbetler ettik. Akşam ayrılmadan önce Niksar ekibi bize “Öyle olmaz, Niksar’ı gezmeden gidemezsiniz” deyince, bizim rota o anda 1 gün daha uzadı tabi. Sabah Erbaa’da kahvaltımızı yapıp Niksar’a geçtik.

Niksar Çamiçi Yaylasında Kamp Yapın

Emin Korkmaz karşıladı Niksar girişinde. Birlikte onun da çalıştığı Ergen Motor’a geçtik. Gökhan Ergen ve değerli eşi ile de orada tanıştık. Motosiklet tamir atölyelerinde birlikte çalışıyorlar. Daha önce bisiklet tamirciliği yapan eşi de onun en büyük yardımcısı olmuş. Daha hal hatır sorarken Gökhan abi hemen planı yaptı. Bize “Siz Niksar’da görmek istediklerinizi görün akşam Çamiçi Yaylasında kamp yapıyoruz.” dedi.

Hayır deme şansınız … YOK … Tamam yapıyoruz.

 

Seyfettin Bozkurt kardeşimiz işini gücü bırakıp geldi yanımıza. Bize Niksar’ı gezerken eşlik etti. Niksar kalesine bayıldık. Anadolunun ilk medresesi olarak bilinen ve tıp tahsili veren Yağıbasan Medresesini mutlaka görmelisiniz. Manzarası çok güzel ama özellikle gün batımını orada izlemelisiniz. Biz doya doya izledik. Güneşi kaledeki Atatürk silüeti ile batırdık. Çamiçi yaylası için Gökhan abinin yanına vardığımızda eşi ve çocukları ile birlikte hazırlanmışlar, bizi bekliyorlarmış. Niksar’dan 30dk lık bir sürüş sonrası Çamiçi yaylasına ulaştık. Alanda kamp için her şey var. Çok iyi organize edilmiş. Elektiriğinizden duşunuza, hiç eksik yok. Kamp merakınız var ise burayı mutlaka listenize alın.

Çadırlar kuruldu, mangal hazırlandı. O ne, Gökhan abinin bize bir de sürpriz varmış. Kamp ateşinin başına, yerel sanatçılar geldiler. Cümbüş ve darbuka ile gecemize neşe kattılar. Niksar ve bölge türkülerini keyifle dinledik. Gerçekteen unutamayacağımız bir gece oldu. O güzel yüreklerine sağlık.

Sabah erken kalkıp hepsine teşekkür ettikten sonra Tokat merkeze doğru yola çıktık.

Vene, Vidi, Vici

Jül Sezar’ın öc almak için, bizzat şavaşa geldiği şehir Tokat.

Roma’nın Anadolu’daki krallıkları savaşmadan aldığı zamanlar. Sağlam bir pontus kralı olan Fernakes itaat etmez. Sezar kocaman bir orduyu üzerine gönderir. Roma ordusuna deli balı yedirir ve hepsini sarhoş eder. Sonra da koca orduyu kılıçtan geçirir. Sezar öc almak için Zile savaşında Pontus’u yener ve o meşhur sözü söyler “Vene, Vidi, Vici” Geldim, gördüm, yendim.

Rotayı duyurduğumuz andan itibaren Tokat’ta bizi bekleyen Tokat Motosiklet Kulübü başkanı değerli kardeşimiz Lokman Göçken ile varır varmaz merkezde ilk bulduğumuz cafede buluştuk. Hoşsohbetten sonra ondan müsaade isteyip şehri biraz gezelim istedik.

Tokat’ın o meşhur artık ikon olmuş Hıdırlık köprüsüne indik. Dedik ki güzel bir görüntü alalım, drone kaldıralım ve köprünün altından geçirelim. Keşke o kadar cesaretli olmasaymışız.  Tam geçirmiştik ki sert bir rüzgar ile drone köprünün ayaklarına çarptı ve Yeşilırmak’ın sularına gömüldü. Koştuk, hemen suya girmek ve almak gerek. Zamanla yarışıyoruz. Drone bize rotamız boyunca çok lazım. Nehir üzerinde gezmek için kiralanan pedallı su bisikletleri ile düştüğü alana kadar gittik. Şortumu giyip suya girdim. İlk anda kalp krizi geçiriyorum sandım. Bu nasıl soğuk su … Daha önce hiç girmediğim derecede soğuk. Biraz alıştıktan sonra drone ışığının hala yandığını görüp yerini tespit ettim. Bir cesaret daha dalıp aldım. Hemen önce pili çıkarttım. Dışarı çıkınca da ilk iş marketten 5kg’lık prinç alıp içerisine gömdük. Yalnız prinç baldo olacak, yoksa olmaz 😀 😀 😀

Tokat iyi başlamadı ama güzel adam Lokman, “olmaz öyle” deyip bize evinin kapılarını açtı. Evine gittiğimizde kapıdaki minik oğlu, o muzip yüzü ile “Motorcu dostum nerde kaldın” deyince bizim tüm yelkenler suya indi. Artık orada kalmamız şart oldu.

Drone, 24 saat prinç içerisinde kaldı. Ne olur, ne olmaz diye İstanbul’a kontrol için gönderdik. Güzel haber, sorun yok. Temizlendi ve geldi. Bu ilk şoku atlattıktan sonra artık şehri gezelim.

Tokat’ı gezmeye başladığımızda gördük ki belediye muhteşem çalışmalara imza atmış. 900 adımda 900 sene isimli çalışmaları ile kimseye ihtiyacınız olmadan gezebileceğiniz, yürüme rotaları oluşturmuş. Bu rotayı izlerseniz merkezdeki her yeri kolaylıkla görebiliyorsunuz. Ve bunların hepsini ücretsiz ziyaret ediyorsunuz. Tebrik ediyoruz gerçekten. Tokat’a gelen herkes hiçbir engel olmadan tarihini, geleneğini, örfünü, adetini rahatça görebiliyor.

Tokat’ta bazı yerlere özel parantez açmak istiyoruz. Şehir müzesi şimdiye kadar gördüklerimizin en iyisi. Çok detaylı bir çalışma. İsterseniz bir görevli gelip size eşlik ediyor ve tek tek anlatarak gezdiriyor.  Biz böyle bir gruba denk geldik ve aralarına katıldık.

1746 yılında yapılan Latifoğlu Konağı çok etkilendiğimiz konaklardan biri oldu. Çok iyi restore edilmiş, içerisindeki kalemişi süslemeler dünyada ender olanlarından.

Pazar ilçesinde bulunan Mahperi Hatun Kervansaray’ı. 1238 yılında Alaeddin Keykubâd’ın zevcesi Mahperi Hatun tarafından Samsun-Tokat-Sivas kervan yolu üzerine yaptırılmış. İçerisine girip incelediğinizde kendinizi o yıllarda hissedebilirsiniz.

Ve Ballıca Mağarası …

DCIM100GOPROGOPR1708.JPG

??

Motosiklet kullananlar için mükemmel bir yola sahip. Ovanın harika manzarasında, geniş virajların keyfini çıkartabilirsiniz.

1993 yılında Prof.Dr. Baki Canikli tarafından bulunmuş. Mağara 3,4 milyon yıl önce oluşumuna başlamış. Yatay uzunluğu 680 metre. İçerisindeki oksijen oranı %18-21 arası değişiyor. Yaz kış 17-24 derece sıcaklıkta. Özellikle Koah hastalarına iyi geldiği söyleniyor. 5 kat içerisinde ayrı salonlara sahip. Çok dik iniyorsunuz. Dolayısı ile çıkmak zor olabilir acele etmeyin.

Biz zamanı iyi değerlendiremedik ve akşama kaldık, göremedik ama siz mutlaka gidin. Referanslar çok sağlam. Boraboy Gölü

Tokat’ı gezerken atlı okçuluk turnuvasının afişleri gözümüze çarptı. Acaba Balıkesir’den dostlarımız geldiler mi ? diye merak edip hemen Karesi Atlı Okçuluk kulübü başkanı Ertan Erkekoğlu’nu arayıp sorduk. Onlar da gelmişler şehirden ayrılmadan turnuvanın yapıldığı alana gidip, hem turnuvayı biraz izledik hem de ekibe başarılar dileme şansımız oldu.

Tokat’ta Görmeden Gitme

Taşhan / Tokat Şehir Müzesi / Latifoğlu Konağı / Atatürk Evi / Gaziosmapaşa Plevne Müzesi / Tokat Saat Kulesi / Yağıbasan Medresesi / Mahperi Hatun Kervansarayı / Ballıca Mağarası / Boraboy Gölü

Önerilen yerlerden Tokat kalesi ve Mevlevihane restorasyonda olduğu için oraları da maalesef gezemedik. Tokat için en az 2 gün ayırmalısınız, demedi demeyin.

Sonunda Tokat sınırlarından çıkıyoruz. İstikametimiz Sivas….

KÖŞE YAZARLARI
BİYOGRAFİLER

© 2024 Motosiklet Habercileri. Tüm hakları saklıdır.