Motosiklet Habercileri

Cumhuriyetin Temellerinin Atıldığı Şehir Sivas

Tokat – Sivas arası rakımın sürekli yükseldiği keyifli bir yolculuk yaptık. İklimin ve bitki örtüsünün değiştiğini gözlerinizle görebilirsiniz. Türkiye’nin zorlu geçitlerini bir bir aşacaksınız. Tabi motosiklet kullanıyorsanız.

Cumhuriyetin Temellerinin Atıldığı Şehir Sivas
26 Ocak 2020 - 13:38

Yola çıktığımız andan itibaren Sivas’ta bizi bekleyen Erhan Kaygusuz abi sıcak çayı, güzel sohbeti ile karşıladı bizi. Sadece karşılamakla da kalmadı Sivas’ta olduğumuz sürece hiç yalnız bırakmadı sağolsun.

Rakımları 1600’ün üzerindeki geçitleri aşarak geldiğimiz için biraz üşüdük. Yerimize yerleşelim dedik. Tokat’tan çıkarken rezervasyon yaptığımız Önem Otel’in işletmecisinin motorcu olduğunu Erhan abiden öğrendik. Otele vardığımızda bir sürü motosiklet park halindeydi. Meğer biz kazana düşmüşüz. Otel işletmecisi Fatih kardeşim, güler yüzü ile karşıladı bizi. Hemen odamıza yerleştik ve dinlenmeye geçtik. Sabah bir fotoğraf geldi telefonumuza. O da uzun süredir yolda Kütahya’dan değerli abimiz İsmail Pınar’da meğer aynı otelde konaklamış ve bize havuçun yanından fotoğraf attı. Tabi hemen indik yanına. Maşallah gençlere taş çıkartacak performansı ile bizlere örnek olan yılların eskitemediği duayen. Şimdilerde 150cc’lik motoru ile nefis rotalar yaptı. Onu görmek bize sabah sabah ne güzel moral oldu. Yoluna uğurladıktan sonra biz de şehri gezmeye başladık.

??

Sivas’ta görülecek yerler neredeyse birbirinin dibinde. Şehrin tarihi meydanına çıktığınızda etrafınızda dönün hepsini bir köşesinden görürsünüz.

Sivas kongresinin 100.yılında burada olmak bizi ayrı sevindirdi. İlk işimiz tarihi kongre binasını ziyaret etmek oldu. Tüyler diken diken. Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarını 3,5 ay ağırlayan, Cumhuriyetin temellerinin atıldığı binadayız. Kongrenin yapıldığı salon ve Atatürk’ün süreç boyunca konakladığı oda bizi en çok etkileyen yer oldu.

Çifte Minareli Medrese. Zamana dayanabilen muhteşem taş işlemelerle süslü ön cephesi, Sivas’ın sembolü haline gelmiş minareleri ile sizi de çok etkileyecektir.

Evliya Çelebi’nin “Biz benzeri daha yapılamaz” dediği ilim merkezi Gök Medrese süsleme örnekleri ile unutulmayacaklar arasında.

Her yerde önerilen Taşhan, bizi biraz hayal kırıklığına uğrattı. Yapı olarak etkileyici olsa da hali hazırdaki düzensiz ve özensiz işletmelerden dolayı cazibesini kaybetmiş. Aynı durumda Eğri Köprü var. İlginç yapısı ve hikayesi ile cezbedici ama yanına gittiğinizde çevre düzenlemesinin olmaması üzüyor insanı.

Sivas’ta Görmeden Gitme

Kongre Binası / Çifte Minareli Medrese / Buruciye Medresesi / Gök Medrese / Şifaiye Medresesi / Sivas Meydanı

Sivas merkezden ayrılıyoruz. İstikamet Kangal.

Doktor Balıklar

Takipçilerimizden Şahin Temel mesaj attı. Kangal girişinde bekliyormuş bizi. Biraz da fazla beklettik elimizde olmadan. Ülkemizin her rotası, her şehri, her ilçesi başka bir güzellik sunuyor size. Sivas-Kangal arası da öyle. Şahin abi ile buluştuk. Bize motosikleti ile (KLE 500) mihmandarlık yaptı ve doktor balıkların olduğu Kangal Balıklı Kaplıcalarına kadar birlikte çok keyifli bir yolculuk oldu.

Sedef hastalığının doğal tedavi merkezi olarak gösterilen Balıklı Kaplıca çölde vaha gibi. Kangal’a 13km mesafede, tüm tesis imkanlarının yanı sıra kamp imkanının da olduğu nadir yerlerden. İşletmeci Mehmet bey bizimle çok ilgilendi ve tüm öğrenmek istediklerimize yanıt oldu. Balıklar dünya üzerinde belirlenen 37 derece sıcaklıkta yaşayabilen tek türmüş. Aslında şifa sadece balıklardan gelmiyor. %30 balıklar ama %70 suyun özelliğinden. Her yıl birçok farklı ülkeden yüzlerce turisti de burada ağırlıyorlarmış.

Biz de deneyelim tabi. Suya girer girmez balıklar ayaklarınıza hücum ediyor. Önceleri biraz korksak ta hemen alışıyorsunuz. 2 tür balık var. Bi tür vurarak derinize müdahil oluyor, bir tür de tabiri caiz ise masaj yaparak. Önce varsa yaralarınızın üzerine gidiyorlar. Çok ilginç. Yolunuz düşerse bu deneyimi siz de yaşayın.

Kangal’a gelmişiz. İlçeye ismini veren, özel ırk olarak kabul edilen o ünlü çoban köpeklerimizi görmeden gitmeyelim istiyoruz. Mehmet bey tesiste olduğunu söyleyince ayrı bir sevinç oldu bizim için. Hemen getirdiler. Sahibine sadıklığı, görevine gösterdiği önem, cüsseleri ve cesaretleri ile ün kazanan Kangal köpeklerimiz gerçekten korumamız gereken varlıklar arasında.

Kangal Balıklı Kaplıcaları tam bir motorcu dostu işletme, bilginiz olsun.

Kangal’dan ayrılıyoruz. Yolumuz Quick Routes’un birinci etabının da sonu olan Sivas’ın Divriği ilçesi.

Anadolu’da Türklerin İlk Kalesi Divriği

Divriği’ye çok merak ettiğimiz Unesco Dünya Mirası listesindeki Ulu Camiyi görmek için sürdük aslında ama vardığımızda başka güzelliklerin olduğunu öğrendik. Divriği’ye Kangal tarafından geliyorsanız, yol kâh düzlüklerden kâh virajlı yamaçlardan geçerek su yoları boyunca Divriği’ne varıyor. Motosiklet ile çok keyifli.

Divriği’ye girer girmez Ulucami’nin yolunu tuttuk. Varığımızda saate dikkat etmemiştik oysa 5’i geçmiş kapılar kapalı. Oralara oyalanırken geçen motorcu arkadaş durdu yanımızda. Biraz hoşsohbetten sonra bize hemen yardımcı oldu sağ olsun. Ulucami restorasyonda. Ancak dışarıdan ziyaret edilebiliyormuş. Ama Divriği’nin başka güzelliklerinden bahsetti. Konakları, kalesi, demirağ müzesi vs. Bizi kandırdı kalıyoruz.

Sırlarla Dolu

Divriği’de sabah ilk işimiz Ulu Cami’ye gitmek oldu. 1985 yılında UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası” listesine alınmış bu başyapıt, aynı zamanda T.C. Cumhurbaşkanlığı makamının koruması altında. Ülkemizde bu listeye ilk giren eser olmuş, şimdilerde de restorasyonu yapılıyor.

Sırlarla dolu Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası 1228-1243 yıllarında inşaa edilmiş. Evliya Çelebi yüzyıllar önce “Methinde diller kısır, kalem kırıktır”. demiş. Sanat tarihçileri tarafından da “Divriği mucizesi”, “Anadolu’nun Elhamrası” gibi ifadelerle tanımlanmış. Sahip olduğu 52 adet tescilli anıtsal eser ve yine sahip olduğu 119 adet tescilli sivil mimari örneği ile adeta bir “müze kent” gibi.

4 özel kapısı var. Şah kapı, cennet kapı, taç kapı ve batı kapı. Burayı farklı ve özgün kılan uzaktan bakıldığında simetrik olduğu düşünülen, fakat özünde asimetrik olan bezemelerde yer alan on binlerce motifin hiç birinin bir daha kendini tekrar etmemesi; kâinattaki farklı varlıkların muhteşem bir ahenk ve denge içerisinde olduklarının taşa nakşedimiş.

 

Gölgelerin Sırları

Kapılarda oluşan gölge insan silüetlerinin sırrı hala çözülememiş. Mayıs ve Eylül ayları arasında ikind namazandan 45 dakika önce namaz kılan bir insan silüeti oluşuyor.

Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası’nın batı kapısında (taç kapı) ikindi vakti görülen namaz kılan erkek silueti, cennet kapısında saat 07.00 sıralarında çıkan namaz kılan kadın silueti ve şah kapısında saat 09.00 sıralarında oluşan ve eseri yaptıran Ahmet Şah’ın başını temsil ettiğine inanılan erkek kafası silueti insanı büyülüyor, şaşırtıyor.

Müzik, Kur’an-ı Kerim Tilaveti ve Su Sesi ile Şifa

Darüşşifa kısmı ruh ve sinir hastalarının tedavi edilmesinde kullanılmış. Baş mimar, yelpaze motifleri ve tonoz işlemeleriyle bir akustik yakalamış. Kur’an-ı Kerim tilaveti, tasavvuf müziği, suyun ortada bulunan havuza akarken ve havuzdan tahliye olurken çıkarmış olduğu sesler, ruh ve sinir hastalarının tedavisinde kullanılmış. Bu sesler, Darüşşifanın sağında ve solunda bulunan hasta odalarına, içeride yatan hastaların ihtiyacı kadar iletilerek, hastaların tedavisi sağlanmış.

Ulu Camii’ye hayran kaldık. Burası bizce önce bizler tarafından yeteri ilgiyi görmüyor. Tanıtımının çok iyi yapılması, bu başyapıtı dünya üzerinde herkesin bilmesi gerekli. Hepimize görevler düşüyor.

Fethi Mümkün Olmayan Divriği Kalesi

Ulu Camii’den ayrılıp çok kısa bir mesafe sürerek Divriği kalesine ulaştık. Mengücekliler dönemine ait kalenin günümüze dış surları ulaşabilmiş aslan başlı figür de bu surlarda. Bu kalenin savaşarak alınabilmesinin mümkün olmadığını ancak uzun süren kuşatmalar ile açlığa ve susuzluğa zorlanarak alınabilineceği uzmanlar tarafından söyleniyor. Kalenin üzerine çıktığınızda, arkanızda yalçın kayalıklar ve mükemmel bir kanyon önünüzde de muhteşem Divriği ovası manzarası izleyebiliyorsunuz.

Divriği Konakları

Divriği’nin kendine özel mimarisi ile konakları son zamanlarda büyük ilgi görmeye başlamış. Bizim zamanımız çok kalmamıştı o nedenle Divriği ile anılan, ülkemizin demirağlarla örülmesinde büyük pay sahibi, soy ismini Atatürk’ün verdiği Nuri Demirağ’ın doğduğu ve çocukluğunu geçirdiği Mühürdarzade konağı ziyaret ettik.

Konağın yetkilisi sağolsun bizimle çok ilgilendi ve her konuda bilglendirdi.

Nuri Demirağ Kimdir ?

Bankacılık ve memurluktan sonra müteahhitlik hayatına başladı. Türkiye’de havacılık sanayiinin önderi oldu, 1936’da ilk Türk uçağını yaptı. Çok partili rejimdeki ilk muhalefet partisini kurdu. Ankara’nin doğusuna ilk demir yolunu yaptı. İlk yerli paraşütü yaptı. 1922’de ilk Türk sigara kağıdını üretti. Bursa’da Sümerbank’ın Merinos Fabrikası’nı kurdu. İstanbul Boğazı’na özel köprü yaptırmayı projelendirdi. İlk şehir ve köy planlarını hazırladı. Karabük’te demir ve çelik fabrikası, İzmit’te selüloz fabrikası, Sivas’ta çimento fabrikaları kurdu. İstanbul’daki büyük hal binasını yaptı. Kardeşi Abdurrahman Naci Demirağ ile birlikte servetlerini Türkiye’nin sanayi kalkınması için seferber etti.

Divriği bizi hayrete düşüren doğası, eserleri ve konakları ile çok etkiledi gerçekten. Önce Türkiye’yi Keşfetmeliyiz. Her şehrinde başka güzellikle, başka hikayeler var. Biz motosiklet tutkunları olarak ülkemizin tanıtımına önder olabiliriz. Rotalarımızı önce ülkemizin henüz görmediğimiz şehirlerine yaparak, anlatarak, paylaşarak başarabiliriz.

Divriği’den ayrılırken Quick Routes projemizin de ilk etabını tamamlamış olduk. Quick Routes etaplarının her birinde çektiğimiz özel görüntülerden oluşan videoları 2Teker2Yürek youtube kanalımızdan keyifle izleyebilirsiniz.

2.etapta da dünyanın en tehlikeli yolları seçilen özel rotalar, özel fotoğraflar ve özel hikayelerimizi de sizlerle paylaşacağız.

 

 

 

 

 

KÖŞE YAZARLARI
BİYOGRAFİLER

© 2024 Motosiklet Habercileri. Tüm hakları saklıdır.