İki tekerle şamanların izinde

Türkiye Motosiklet Federasyonu Üyesi, deneyimli motosiklet seyyahı Tankut Güzel, Orta Asya steplerini gezdi, MotosikletHabercileri.com için yazdı.

Türkiye Motosiklet Federasyonu Eğitim Kurulu Üyesi, deneyimli motosiklet seyyahı Tankut Güzel, Orta Asya steplerindeki Altay, Moğolistan ve Tuva Cumhuriyeti‘ni kapsayan seyahatini yazdı.

Orta Asya’nın gizemlerinin peşinde

İlk olarak 2011 yılında İpek Yolu’ndan Çin sınırına varan bir rotada başlayan Orta Asya Atayurdu macerası 2015 yılında Baykal Gölü ile devam etmişti ama hala Altay Bölgesi ve Altay Dağları, Moğolistan ve Tuva Cumhuriyeti eksik kalmıştı.

Asıl plan güneyden İran, Pakistan Khunjerab Geçidi‘nden Çin Uygur Sincan Bölgesi‘nden Altay’a geçmekti ama Çin’den vize alamayınca mecburen kuzeyden Rusya Sibirya üzerinden gitmek zorunda kaldım. Rotamın ilk aşaması 5 bin 500 km’lik Gürcistan Kazbeginden Kafkasya, Volgograd, Saratov, Samara, Ufa, Omsk ve Novosibirsk’di.

Novosibirsk Motosiklet Kulübü‘nün davetlisi olarak kaldığım şehirde motor bakımlarını yaptıktan sonra hedefte Moğolistan sınırına kadar olan Rusya Altay Bölgesi vardı. İlk önce Barnaul merkezli Altay Krayı daha sonra GornoAltaysk merkezli Altay Cumhuriyeti (Oblastı) ile birlikte Altay Dağları‘nın “Atalarımız buralardan neden göç etmiş ki?” dedirtecek güzelliği ortaya çıkmaya başladı.

Moğol sınırını geçerken, sakalımdan olsa gerek, Rus İstihbarat Servisi‘nin benim buralara irticai faaliyetler amacıyla değil de, gerçekten motosiklet faaliyetleri için geldiğime ikna olmalarıyla geçişim 4 saat kadar sürdü. Moğolistan’a girişle beraber toplam 3 Milyon nüfusun yarısının başkentte yaşadığı Türkiye’nin iki katı büyüklükte bir ülkede neden yola fala ihtiyaç duyulmadığını anlıyorsunuz. Uçsuz bucaksız göz alabildiğince ıssızlık, ülkeye girişte ilk izlenimler bunlar.

Moğol Çadırı’ndaki misafirperverlik

Bayan Ulgi’ye gelip Blue Wolf Ger (Moğol Kazak Çadırı) hostele yerleşip gezimin en önemli hedeflerinden biri olan Altay Dağları zirvesinin 5 Azizine, 5 Azizin en yükseği Cold Mountain Khuiten’in ana kampına ve meşhur Pontuninii Buzulu‘na tırmanış için yerel rehber Eleman (adı gerçekten Eleman) ile anlaşıyorum. Tavan Bogd Ulusal Parkı içinde yer alan Altay Dağları‘na gitmek için Moğol Ordusu’ndan izin almak gerek, motosiklet ile gitmek yasak ve ancak rehber ile gidişe izin veriliyor. Eleman ertesi sabah Rus ve Moğol kırsalının kralı 4×4 UAZ minibüsü ve elinde giriş izni ile kapıda bekliyor. 2 gün Altay Dağları’nın zirvesindeyiz, gece konaklama zirvede Kazak bir ailenin gerinde. Sabah erkenden yola çıkıp yol üstünde M.Ö. 10 y.y. tarihlenen ilk Türklerin Turkic Standing Man (Türk Taş Adamlar) ve ilk insanlardan kalma kaya resimlerini görüp akşam 17:00 gibi zirve yakınındaki Ranger Station’a (Sınır Muhafızları Karakolu) ulaşıyoruz. Buradan sonra yaklaşık 2 saatlik yürüyüşle Khuiten Ana Kampına ve Pontuninii Buzulu‘na gidip geliyorum. Altay Dağları‘nın zirvesindeki 5 Aziz ve Pontuninii Buzulu bu ünlerini gerçekten hak ediyorlar. Dönüş yolunda havanın kararmaya başlaması, sis ve tipinin başlaması biraz ürpertiyor, ama Kazak ailenin gerine hava kararmadan ulaşıyorum. Yak sütüyle yapılmış kurutulmuş süt ve sütlü tereyağlı çay harika lezzetler. Ağustos ayında gece yükseklerde yağan karla soğuk bir gece geçiriyorum. Altay Dağları tırmanışı tamamlandıktan sonra hedefimde Şaman Türkleri‘nin yurdu Tuva Cumhuriyeti var. Tuva Cumhuriyeti Rusya’nın en uzak köşelerinden birinde Moğolistan sınırına sıkışmış belki de tüm Orta Asya’nın en ücra köşelerinden birinde yer alıyor. Öyle ki, Moğolistan’dan 600 km uzaklıkta iken, sınır bölgesi iznim olmaması ve Altay ve Tuva arasında geçiş olmadığı için kuzeye Kemerovoya sürüp Achinsk üzerinden 2400 km yol gitmek zorundayım. Olsun, kesinlikle değer. 2 günlük sürüşten sonra Tuva Motosiklet Kulübü‘nün davetlisi olarak Kızıl’a ulaşıyorum. Kulüp üyeleri aileleriyle birlikte 2 gün boyunca başta Orta Asya’nın merkezi ve Royal Hunting heykelleri, Kızıl Şaman Kültür Merkezi ve Müzesi olmak üzere Kızıl’ı gezdiriyorlar. Akşamları kulüpte ev yapımı müzik, yerel bira, enfes Rus votkasıyla parti var.

Yedek benzin almanın faydaları

Ve artık dönüş zamanı. Ama, dönüşte de macera var. Dönüşte Sayan Ring var. Sayan Ring Tuva’nın kuzeyinde yer alan Sayan Dağları’ndan geçiyor ve Kızıl’ı Ak-Dovurak (Ak Toprak) üzerinden 720 km’lik tamamen ıssız bir yoldan Abakan’a bağlıyor. Kulüp üyeleri yol üstündeki tüm benzin istasyonlarını işaretlemelerine rağmen benzinim bitiyor. Yanıma aldığım yedek depom ve pet şişelerdeki benzin ile idare ediyorum. Tekrar Novosibirsk’e döndüğümde vizemin bitmesine az bir sürem kalmış ve önümde hala gidilecek 5,000 km yolum var. İmdadıma dünyanın en gelişmiş demiryolu sistemlerinden biri olan Rus Demiryolları yetişiyor ve motorumu trenle Moskova’ya gönderiyorum. Tren Moskova’ya 2-3 gün içinde varana kadar Novosibirsk’de Wildriver Motosiklet Kulübü‘nün misafiriyim. Novosibirsk’de Ob nehri plajları, şehir turu, leziz Sibirya yemekleri, Rusların Silikon Vadisi Akademgorodok ziyareti ve akşamları kulüpte dostlarla enfes yerel biralar ve votkalarla çerez niyetine kurutulmuş balık ve örgü peyniri. Bahtiyarım.

Transnistria Cumhuriyeti’ne hoşgeldiniz

Moskova’ya varınca motoru teslim alıyorum. Dönüş rotasına da biraz keyif katayım diyorum, planda Baltık ülkeleri var ama fazla zamanım yok, onun için dönüş rotasını biraz kısaltıp Beyaz Rusya Minsk’den Ukrayna Kiev’e inip, Moldova, Romanya Köstence, Bulgaristan kıyıları ve Dereköy sınır kapısından Türkiye giriş şeklinde yapacağım. Dönüş yolunda temiz, güzel ve bakımlı Minsk ve o coğrafyanın en güzel şehirlerinden biri olan Kiev’de Carmen Operasını izledikten sonra başıma çok ilginç bir olay geliyor.

Kiev’den Kişinev Moldova’ya gidiyorum ve daha önceki yıllarda Odessa’dan Romanya’ya geçerken kullandığım bozuk yollardan sonra Odessa’ya 150 km kala Kişinev’e dönen yola dönüyorum, buradan sınıra 90 km, Kişinev’e 150 km yolum var. Sınır geçişiyle birlikte en fazla 3 saatte Kişinev’de olacağımı hesaplıyorum. Arkadaşım SelimTuran,Kişinev yakınlarında Cricova’da Şarap Festivali ve akşam Goran Bregoviç konseri olduğunu söylüyor. Hesap öğleden sonra Kişinev’de otele yerleşip akşam festivale ve konsere gitmek ama, bu çarşıdaki hesap, evdeki hesap başka. Kiev Odessa yolundan Kişinev’e saptıktan sonra sınıra kadar beton bir yoldan gidiyorum ama o 4 x 4 m bloklar halinde dökülen beton yolun o kadar yüksek derzleri var ki, sanki tırtıklı cips üstünde gidiyor gibi oluyorsunuz, ancak düşük hızda gitmek gerekiyor. Asıl sürpriz sınıra gelince karşıma çıkıyor. Moldova’ya gelmeyi beklerken karşıma “Transdinyester (Transnistria) Cumhuriyetine hoşgeldiniz” tabelası çıkıyor. Hadi, ne oldu, yanlış mı geldim, neredeyim, diye navigasyona bakınca doğru yerde olduğumu görüyorum, fakat Transdinyester adı hiç bir yerde geçmiyor. Sınıra yaklaşıp sorduğumda, Moldova içinde tek taraflı bağımsızlığını ilan eden içinde Rusların yaşadığı ve sadece Rusya tarafından tanınan de-facto bir cumhuriyet olduğunu anlıyorum. Yani, bir başka Osetya, Abazhya, Kırım, Doğu Ukrayna vakası ile karşı karşıyayız. Batı bloğuna yaklaşan Moldova’dan koparılan Rusya’nın himayesinde var olmayan bir ülke. Moldova’nın doğusunda Dinyester ırmağı ile Ukrayna sınırı arasında 20 km eninde 400 km boyunda 450 bin nüfuslu garip bir ülke. “Varsın olsun, ne yapalım, bu durumu ben mi değiştireceğim?” diyorum, ama çarşıdaki hesap burada şaşıyor. Kendilerini ülkeden saydıkları için giriş çıkış işlemleri, 20 km yol için yeşil sigorta, vs. yüzünden 3 saati aşkın bir sürede bu garip ülkeye girip çıkabiliyorum. Cricova Şarap Festivali ve Bregoviç konseri yalan oluyor tabi…