İki teker üstünde, atalarımızın izinde

Dalış Eğitmeni Ramazan Alkan, Moğolistan seyahatinin ilk aşaması olan İran gezisini tamamladı.

Son yıllarda Türk motosiklet gezginleri dünya çapında boy göstermeye başladı. Kimi belgesel kimi ise turistik amaçlarla yer kürenin dört bir yanında motor sürüyor. Dalış Eğitmeni Ramazan Alkan ise “tarihi amacı“yla öne çıkıyor. Türk tarihinin köklerine inmek için motorunu Orta Asya kapılarına süren Alkan, ilk durağı olan İran’ı gezdi, dönüşünde MotosikletHabercileri.com‘dan Uğur Ugan’ın sorularını yanıtladı.

Aynı zamanda Motobahriye Motosiklet Kulubü üyesi de olan Ramazan Alkan, “kulübümüzün dayanışması bana ilham oluyor. Kendimi ait hissettiğim Motobahriye ile daha güzel işlere imza atacağım” dedi.

İran yolculuğuna çıkmaya nasıl karar verdiniz?

Tarih ve seyahat merakım vesilesiyle, Türk tarihinin ata yurdunu tanımak ve imkanlarım dahilinde yerinde görmek noktasında planlamış olduğum, Türkiye, Moğolistan seyahat planlarımın içinde İran başlangıç noktasıydı. Zira İran coğrafyası Türk tarihinin önemli bilimadamlarını ve tarihi eserlerini barındırmasının yanı sıra Orta Asya’ya açılan ilk kapı olmasıyla seyahatime buradan başlamaya karar verdim.

Daha önce motosikletle uzun yolculuğa çıkmış mıydınız?

35 yıldır motosiklet kullanıcısıyım dolayısıyla daha önce uzun yolculuğum oldu. Asya ve Avrupa’nın büyük bir bölümünü motosikletle seyahat etme fırsatına eriştim.

“İnsan her zorluğun üstesinden gelebiliyor”

Yol boyunca sizi zorlayan bir şeyler oldu mu?

Elbette oldu. Coğrafya, iklim, yol durumu gibi bedensel ve ruhsal olarak zorlandığım yerler oldu ama insan çok güçlü bir varlık ve her zorluğun üstesinden gelebiliyor. Ayrıca her anlamda gelişen bir ülkede yaşıyoruz. Yollarımızın ve trafik kurallarımızın dünya standartlarında olması, kentsel düzen ve insan hakları gibi konularda birçok ülkeye göre çok şanslıyız ve elimizde büyük imkânlarla yaşıyoruz. Bu saydığım unsurların eksikliği maalesef bölgede her zaman karşımıza çıkıyor.

Motosikletle uzun yolculuğa çıkmanın zorlukları nelerdir?

Dil zorluğu en başta diyebilirim fakat Orta Asya seyahatinde bu zorluk pek yaşanmaz. Çünkü büyük ölçüde Türkçe konuşuluyor. İkinci olarak bölgenin siyasi ve kültürel yapısı ve ardından beslenme denebilir. Ayrıca bedensel ve ruhsal bir zorluğu olduğunu unutmamak lazım…

“Girişte Türk olmanın ayrıcalığını yaşadım”

İran yönetimsel yapısı gereği dünyanın geri kalanında despotik görünen bir ülke. Girişte herhangi bir sıkıntı yaşadınız mı?

Dediğiniz gibi‘’despotik görünen’’ ama aslında hiç de öyle olmayan bir ülke. Şahsi kanaatim tamamen yanlış algılardan dolayı korkuyla yaklaştığımız ve gidip görmediğimiz, sadece kulaktan dolma bilgilerle vardığımız yanlış bir kanı bu. Ayrıca biz dahil bütün dünya İran’a böyle pencereden bakıyoruz. Bunun aksine bizlere, ata toprağınıza hoş geldiniz kardeşim diye hitap eden bir toplum sizi karşılayınca şaşırmamak elde değil.

Sorunuza gelince; hayır hiçbir sıkıntı yaşamadım. Girişte ve sonrasında Türk olmanın ayrıcalığını her yerde yaşadım ve çok memnun kaldım. Bilakis oradaki insanların misafirperverliği, samimiyeti güvenilirliği beni çok etkiledi dolaysıyla. Sınırların sadece harita üzerinde olduğu insanlar arasında özellikle Orta Asya’da hiçbir anlamı olmadığını gördüğümün çok açık bir ifadesidir İran.
İran, unuttuğumuz maalesef nedeni bilinmez unutturulmaya çalışılan bir yanımız aslında, gittiğiniz her yerde bu izleri görüyorsunuz, bir gerçek var ki o coğrafya ve halkı bizim tarihimizin bir parçası nasıl bir sıkıntı olabilir ki?

“Her şeyden önce seyahatin bir amacı olmalı”

*Neden İran’ı seçtiniz? İran coğrafyasında size cazip gelen nedir?

Türklerin Moğol baskıları nedeniyle küçük topluluklar halinde Orta Asya bozkırlarından başlayan Türk akımı zamanla güçlenmiş büyümüş gelişmiş devlet olmuş ve sonunda Anadolu coğrafyasında imparatorluk seviyesine ulaşmıştır. Bu süreç içerisinde birçok coğrafyada uygarlıklar imparatorluklar devletler ve başkentler kurmuş ve bölge uygarlıklarına ev sahipliği yapmıştır bu bölgeler Türk tarih mirasını ve izlerimizi barındıran önemli coğrafyalardır bunun yanı sıra halkımızın bir bölümü bu coğrafyada yaşamını sürdürmüş bölgede yurt edinmiş ve bölge halkıyla bütünleşmiştir.

Dolaysıyla bir dönem sahibi olduğumuz bu coğrafyada yaşayan insanlar akrabamız ve bu coğrafyada bizim tarihimizin bir parçasıdır. Cazip gelen ise tarihimiz ve geride bıraktığımız mirasımız.

“Uzun yolculuğa çıkacaklara ne gibi önerilerde bulunursunuz?”

Her şeyden önce seyahatin bir amacı ve bir hedefi olmalı. İçeriği olmalıdır..

Seyahat bir yerleri araç üzerinde görüp geçmek değil o coğrafyayı tanımak ve yaşamak olmalıdır. Dolaysıyla seyahat bir amaç uğruna yapılırsa daha verimli ve kalıcı olur düşüncesindeyim.

Ayrıca gideceğimiz bölge hakkında önceden kültürel ve sosyal konularda bilgi toplaması ve bir seyahat rotası oluşturması çok önemlidir.

Motora yeni başlayanlara tavsiyeleriniz neler? Dikkat etmeleri gereken şeyler nelerdir?

Motosiklet kendi içinde bir kültür barındırır öncelikle bu kültüre sahip olmalıyız ayrıca teorik ve pratik eğitim aldıktan sonra uzun yol sürüşlerini yapmalarını tavsiye edebilirim.