Deneme Tahtası’nda MotoBahriye

Kanserli çocuklarımıza yardım için yollara düştük. Çamura, soğuğa rağmen "motorcu" olmakla bir kere daha gurur duyduk.

MOTOBAHRİYE’den Burak Güren yazdı

6-7-8 Nisan 2018 tarihinde Gebze’de büyük buluşma gerçekleşti. MOTOBAHRİYE ailesi olarak, sevgili arkadaşımız Erkin Yeşil‘in organize edip bir araya getirdiği, müthiş hediyelerle, minik kalplerin umudu olmasına bir nebze olsun destek verebilmek için Deneme Tahtasın Şenliği‘ne katıldık. Etkinliğe Zafer Fatih Özsoy‘un başkanlığını yapmakta olduğu Türkiye Motosiklet Platformu da destek verdi.

Deneme Tahtası Platformu‘nda bu kez çocuklara yardım eden bir oluşum yararına büyük bir şenlik düzenlemesi denendi. Kanserli çocuklara yardım için emek harcayan “Minik Kalplerin Umudu Olmaya Var Mısın Derneği“ne maddi manevi güç vermek için 6-7-8 Nisan’da Gebze Ovacık Volkan Piknik-Kamp Alanı‘nda yapılan, MOTOBAHRİYE ailesi olarak bizim de katıldığımız şenliğe motosiklet ve doğa tutkunu herkes büyük ilgi gösterdi.

Kulüpler ve şahıslar, günübirlik veya çadır konaklamalı olarak şenliğe katıldılar. Üstelik tesise giriş de gece çadırda kalmak da ücretsizdi. Şenlikte canlı müzik, oyunlar, yarışmalar, büyük hediyeler ve destek veren 80’in üzerinde marka yer aldı.

Volkan Piknik ve Kamp Alanı, Gebze‘ye 28 kilometre, Şile‘ye 38 kilometre mesafede, harita üzerinde tam Şile-Gebze kuzey güney hattının ortasında yer alan İstanbul’a yakın ve halen yeşil kalabilmiş şirin mi şirin bir kamp alanı ve piknik yeri.

Her zamanki gibi, 6 Nisan 2018 Cuma günü iş çıkışı faaliyete iştirak etmek üzere yola çıkabildiğim için hazırlanıp çıkmam biraz zaman aldı ve karanlığa kaldım. Hava o kadar karanlık ve bulutluydu ki navigasyon yapmak için GPS sinyallerini bile alamıyordum ama kararlıydım, kamp alanına gidecek ve bu geceki eğlenceyi kaçırmayacaktım.

İstanbul-İzmit otobanının Gebze çıkışından ayrılarak kuzeye doğru sürmeye başladım. Gişe çıkışında hızımın 90 km olduğunu bir hafta sonra eve gelen 250 Tl’lik ceza tebliğinden anladım 🙂

Otobandan ayrıldıktan sonra bir süre gayet güzel giden yol zamanla bozulmaya ve asfalt zeminden toprak zemine dönüşmeye başladı. Sonunda öyle bir duruma geldi ki hava da hafif yağmurlu olduğundan çamurun içinde sürerken buldum kendimi. Yol işaret levhaları ve ışıkları da git gide kaybolmuştu. Sağa çekip durdum. Çevrede zifiri karanlığın içinde harfiyat kamyonlarından başka hiç birşey gözükmüyordu. Motorumda asfalt tipi lastikler olduğu için durup, yolun devamı ile ilgili bilgileri öğrenmek zorundaydım. Durduğum anda çevremde bir sürü köpek olduğunu ve bana doğru geldiğini fark ettim. Birden çevremi sarmışlardı. O anda zamanın durduğunu hissettim desem yeridir. Hepsi birden toplu olarak saldırsalar inanın yapacak hiç bir şey yoktu. Allahtan vicdanlı çıktılar ve sadece koklamakla yetindiler ama ben terden sırsıklam olmuştum.

Motorculuk heyecanlı bir hayattı ve bu tip olaylar da bu hayatın içindeydi. Issızlığın ve karanlığın ortasında hemen bir harfiyat kamyonu durdurdum ve yolun devamının durumunu sordum. Aldığım bilgiye göre ileride yol düzeliyordu. Şoför “Abi sen beni takip et gerisini merak etme” dedi ve koca kamyon önümde ben arkada yola koyulduk. İçim rahatlamıştı ve gerçekten yol yavaş yavaş düzeliyordu. Asfalta ulaştıktan sonra selamlaşa kornalaşa herkes kendi yoluna ayrıldı. Bu arada navigasyonum da çalışmaya başlamıştı. Düzgün, dar ve bol virajlı yollardan geçerek kamp alanına ulaşmak gerçekten sevindirici oldu benim için. Vardığımda MOTOBAHRİYE‘liler toplanmış, kamp ateşini yakmış, konservelerini açmış ve keyfe başlamışlardı bile :))

Tüm MOTOBAHRİYE‘liler masa etrafında toplanmış günün sonunda yolculuklarını birbirlerine anlatırken tabiyki her zaman yaptığım gibi ateşin başına geçip biraz ısındım. Hava biraz çiselemekle birlikte neredeyse 9-10 dereceydi ve gitgide soğuyordu. Herkes erken gelip çadırını kurduğu için gayet rahattı. Uykum gelince süzülmek için ben de bir an önce çadırımı kurdum ve sohbete geçtim.

Sohbetin en koyu yerinde bu güzel etkinliği düzenleyen arkadaşımız Erkin Yeşil’in de aramıza katılmasıyla keyfimiz daha da yerinde geldi ve şerefine hep birlikte bir foto daha aldık.

Nihayet herkes çadırlarını kurmuş, kamp ateşini yakmış ve koyu bir sohbete dalmıştı. Herkes öyle mutluydu ki, çadır kampı, motosiklet, ateş, doğa, temiz hava, dinginlik hepsi bir aradaydı.

Mükemmel bir akşamın sonunda herkes ertesi günün bir an önce gelmesi ümidiyle çadırlarına girip istirahate çekildi. Uyku tulumuma girdim ve anında mışıl mışıl uyumaya başladım. Gece sıcaklığın 7 dereceye kadar düştüğünü hatırlıyorum. Toprağın tüm soğuğu vucuduma işleyince, Mat’a gerek olmaz diye düşünüp biraz da yük hafifletmek için yanıma almamakla ne kadar yanlış bir karar verdiğimi doğa bana kabul ettirdi. Bütün geceyi yerden gelen soğuğu vucuduma çekmemek için yüzüstü kol ve bacaklarımın üzerinde uyumakla geçirdim:))

Ama elbet her gecenin bir sabahı vardı ve sabah olup da çadırımın fermuarını açtığımda gördüğüm manzara ve içime çektiğim temiz hava her şeyi unutturmaya yetti de arttı bile. Güzel bir gün başlıyordu. Ümit doluydu. Bir de bugünün benim için ayrı bir önemi vardı. 7 Nisan benim doğum günümdü.

Sabah bütün güzelliğiyle bizi büyülüyordu. Çadırlarımızdan çıkıp çevrenin ve ormanın güzelliğini görünce bir kez daha insanların nasıl bu kadar duyarsız bir şekilde doğayı katledebildiklerini sorgulamadan edemedim. Gerçi sebebi belliydi ama gün gelecek orman bir şekilde paradan daha kıymetli olacaktı. Çok geç olmadan bir şekilde bu yıkımın önüne geçilmeliydi.

Hepimiz Cuma akşamı iş sonrası hazırlıksız geldiğimiz için akşam yediğimiz konservelerden sonra sabaha kadar kurt gibi acıkmıştık. Verdiğimiz ani ve zorunlu kararla en yakın köye doğru sürerken bulduk kendimizi..

Köy bakkalında aldığımız domates, peynir, zeytin, yumurta ve çay ile belki çeşidi az ama en lezzetli kahvaltılardan birini etme şerefine nail olduk.

Şenliğe destek veren 80‘in üzerinde firmayla marka vardı ve her marka kendisini tanıtmak amacıyla bir sürü hediye veriyordu. Çekilişe katılıp hediye kazanmak için ise her biri 10 TL olan biletlerden almak gerekiyordu. Biz de MOTOBAHRİYE‘liler olarak destek vermek amacıyla kişi başı en az ikişer bilet aldık. Şansıma bana ücretsiz dövme çıktı. Deneme Tahtası iyi iş çıkarmıştı. Bu şekilde kanserli çocuklar için 30 bin TL bağış toplandı ve motorcular motosikletin sadece bir araç olmadığını aynı zamanda gönülleri de birbirine bağladığını bir kez daha ispatlamış oldu.

Çekilişler devam ederken Sevgi Aikido Spor Kulübü genç sporcularının yapmış olduğu gösteriyi seyrettik ama esas bomba onlardan sonraymış meğer.

Sevgi Aikido Spor Kulübü’nün kurucusu Ayşe Sevgi Aksoy seyircilerin arasından seçtiği iri kıyım bir arkadaşı yerden yere vururken hepimiz hayranlıkla seyrettik :))

Kamp alanına katılan en az 400 kişi olduğunu tahmin ediyorum. Aydın insanlardan oluşan çok renkli bir kitleydi. Zaten olayın içinde motosiklet varsa başka türlüsü düşünülemezdi.

Hele çocuklar yok mu?

Herşey onlar içindi hepsi çok şekerdi ama en öndeki sarı montlu ve gözlüklü olandan gözlerimi alamadım. O kadar tatlıydı ki.

Kampın sonunda yine hepimizin yüzünde güller açıyordu. Bir haftanın yorgunluğunu iki günde atıvermiştik. İyilik yapmanın verdiği huzurla katman ayrılarak yeni maceralara doğru sürdük.