Yağmur altında Kuzguncuk turu

Haydi iki tekerle cumbalı evleri ve tarihi bostanı görmeye...

Asfalt Perisi Derya Yıldızal yazıyor

Kısa bir aradan sonra merhaba.

İlk yazımda sizlerle motosiklete olan aşkımı ve ilk motosiklet tecrübemi paylaşmıştım. Bundan sonraki yazılarımda İstanbul içindeki mini turlarımı, mekan bilgilerini ve fotolarını paylaşacağım.

Bugünki motosiklet günlüğümde Kuzguncuk gezimi anlatacağım.

İlk gezi yeri olarak Kuzguncuk’u seçtim; çünkü motosiklet tutkunlarının deniz ve doğanın iç içe olduğu yerlerde yol yapmayı seveceklerini düşünüyorum. Kuzguncuk bu tarz yerlerde sürüş yapmayı sevenler için biçilmiş kaftan. Gezi yerine giderken sol tarafınızda İstanbul Boğazı sağ tarafınızda tarihi dokusunu yitirmemiş sokaklar ve cumbalı evlerle karşılaşacaksınız.

Hayallerinin peşinden giden iki kafadar

Bu gezimde bana sevgili arkadaşım Zeynep Yavuz eşlik etti. Zeynep benim 2013 yılında gittiğim tiyatro kursundan arkadaşım, hem İngilizce öğretmeni hem de bir pandomim sanatçısı. Hayallerinin peşinden gitmeyi seven iki kafadar olarak güzel zaman geçireceğimizi düşünüyorum. Kendisi çok heyecanlı çünkü bu onun için bir ilk olacak. Hayatının ilk motosiklet gezisini benim kaptanlığımla deneyimlediği için mutluyum.

Tereddüt ile çıkılan yol

Yolculuğumuza başlamadan önce gökyüzü oldukça bulutlu ve gök gürültülüydü. Hatta yola çıkıp çıkmamakta tereddüt bile ettik.

Motosiklete olan tutkumuz bu engele galip geldi ve yola çıkmaya karar verdik. Gülsuyu‘na gelirken sağnak yağmura yakalandık ve Zeynep’in ilk motosiklet tecrübesi olduğundan onu gözünü korkutmamak için mola vermemizin doğru olacağını düşündüm ve salaş küçük bir cafe de çay içerek yağmuru izledik.

Bizim gibi yağmurdan kaçıp kendilerine sığınacak yer arayan kedi yavruları ve anneleri molamıza renk kattı. Yağmur durur durmaz yola çıktık ama bir kaç km sonra yine sağnak yağmura yakalanmış olmanın talihsizliğine şaşırarak çaresiz bu sefer tam gaz yola devam ettik. Yağmurda yol almak çok ıslanmamak şartıyla zevkli bile olabiliyor. Hatta Zeynep yağmur damlalarının kaskta çıkardığı sesin hoşuna bile gittiğini söyledi:)

Yağmur bizi korkutamaz!

Trafik oldukça yoğundu ama motosikletli olmanın vermiş olduğu ayrıcalıkla birazcık sucuğa dönmüş olsak bile yolumuza devam ettik. Zeynep’in “wuhuuu” çığlıklarına bakacak olursak sanırım eğlenceli bir yolculuk oldu:)

Her zaman ki gibi yine bir araç sürücüsünün kabalığına maruz kaldık. Bilinçli bir motor sürücüsü
olarak öndeki araçla arama her zaman mesafe koymamın doğru olacağını düşünürüm ama arkamdaki kaba araç sürücüsü sürekli korna çalarak önünden çekilip ona yol vermemi istedi. Genellikle, nedense bunu yapan araç sahipleri hep lüks araçları kullananlar oluyor. Bende sol elimle ”ne var” dercesine önümdeki araçla olan mesafemi göstermeye çalıştım ama hala korna çalmaya devam etmesi üzerine sağ şeride geçerek yol vermek zorunda kaldım. Daha sonra rahat bir şekilde yolumuza devam ettik ve Kuzguncuk’a geldik.

Beter Böcek“i park edip bu şirin semti gezmeye başladık fakat şans bu ya mahalle ye girer girmez dozerler karşıladı bizi. Kulak misafiri olduğumuz kadarıyla mahalle sakinleri de bu durumdan dolayı sitem halinde.

Bostan yeşilliği bize huzur verdi

Gezimize İcadiye Caddesi’ndeki bostanı dolaşarak başladık. Küçük ve tatlı bir tarlada organik sebzeler ekilmişti, domates kokuları burnumuza geliyordu. Bostanın üst tarafındaki tarihi ahşap evler görselliği zenginleştiriyordu. Biz de bu fırsattan yararlanarak güzel fotoğraflar çektik. Hala ara sokaklarında dalından koparıp yiyebileceğiniz meyve ağaçlarına sahip bir mahallenin olduğunu bilmek çok hoş.

Kuzguncukluların böyle yeşillik ve tarihi bir dokuya sahip bir semtte yaşadıkları için çok şanslı olduklarını düşünüyorum. Ayrıca çok hayvan severler olduklarını mahallede yaşan kedilerin bakımlı, sağlıklı görüntülerinden anlaşılıyor. Zaten her köşe başında mama dolu kaplar vardı. Kuzguncukluları tebrik ediyoruz bu duyarlılıklarından dolayı. Bereketli sokağının merdivenlerinden yukarı tırmanıp İstanbul boğazının manzarasını seyrettikten sonra artık acıktığımızın farkına vardık.

Yemek tercihimizi Metet Restorant‘tan yana kullandık. Bu mekan bir çok ünlü tarafından ziyaret edilmiş ve gurmeler tarafından tam not almış gerçekten lezzetli ve teras katının serinliğiyle de doğru bir tercih yaptımıza bizi ikna eden bir mekan oldu. Günün yorgunluk kahvesini de ara sokakta gezinirken karşımıza çıkan Ailki Cafe’de atmış olduk burası da çok tatlı, huzurlu arkadaşlarınızla güzel vakit geçirebileceğiniz hoş bir mekan. Güzel bir anı için bahçe kısmındaki salıncakta fotoğraf çekinmeniz tavsiye edilir.

Beterböcek’in tekeri dönmeden tatlı yiyelim

Eve dönüş için Beterböcek’in yanına giderken karşımızda Ulus Profiterolü çıktı. Evdekilere de tatlı ikramımız olsun dedik ve daldık içeri. Dükkan sahibi Levent Bey iş ortağıyla beraber bizim gibi motosiklet kullanıcısı ve tutkunu; çok güleryüzlü ve misafirperverler. Bu arada cafemize gelen tüm motosiklet tutkunlarına çaylar ve hatta diğer tüm içecekler bizden ikram dediler. Bu güzel gün ve yolculukta eşlik eden canım arkadaşım Zeynep Yavuz’a çok teşekkür ederim. Bir sonraki motosiklet günlüğünde görüşmek üzere…

Ve söz artçı Zeynep’te

Merhaba sevgili motosiklet tutkunları, daha önce hiç motosiklet tecrübesi olmayan biri olarak artık hem yaşadığınız sorunları hem de motosikletin insanı neden daha özgür ve mutlu hissettiren bir araç olduğunu daha iyi anladım.

Öncelikle Derya’nın da yazdığı gibi bu benim ilk motor deneyimim olduğu için heyecanlıydım ama Derya‘ya güvenim tam olduğundan hiç korkmadım. ‘Bana kene gibi yapış dedi’ ve yola çıktık. Rüzgarı hissederek gökyüzüne sınırsızca bakmanın tadı damağımda kaldı doğrusu. Yağmur da günün sürpriziydi. Daha önce bir araba kullanıcısı olarak neden motosiklet kullanmayı düşünmediğimi sorguladım. Trafik sıkıntısı yok hem de çok özgür hissettiriyor. Üstelik park yeri arama derdi yok. Tek ve en büyük sıkıntı saygısız araba sürücüleri.

Motosiklet sürücülerinin de birbirlerine aynı takımdanız dercesine korna çalarak selamlaşmaları çok hoşuma gitti. Derya arkadaşım çok dikkatli ve kurallara uyan bir sürücüydü. Kendimi hep güvende hissettirdi. Onunla gurur duydum, hayali olan motoruna kavuşması hem arkadaşı olarak hem de bir kadın olarak beni çok mutlu etti. Kuzguncuk da harika bir yerdi. Umarım tekrar yol arkadaşın olurum diyorum .

Daha dikkatli ve saygılı bireylerin olduğu bir trafik diliyorum.